MADDE KULLANIMI BOZUKLUKLARI
TANIM:
Madde kullanım bozukluğu, bağımlılık yaratan her tür maddenin yoksunluk belirtileri gösterecek derecede kullanımıdır. Uyuşturucu madde kavramı, bedene girdiklerinde ruhsal, davranışsal ve bedensel değişikliklere neden olan ve bağımlılık yapabilen kimyasal maddeleri kapsamaktadır. Bu maddeler şu şekilde sınıflandırılabilir:
Opiyatlar : Morfin, eroin, kodein, metadon, meperidin.
Uyarıcılar : Amfetamin, kokain, acstasy, kafein.
Merkezi sinir sistemini baskılayanlar: Barbitüratlar, meprobomat, benzodiazepin (diazem), alkol, akineton.
Halüsinojenler: LSD (liserjik asid dietilamid), meskalin, psilocybin, DMT (dimetiltriptamin), DET (dietiltriptalmin), DOM (dimetoksimetil amfetamin), MDA (metilendioksi amfetamin).
Uçucu maddeler (volatile hydrocarbons): Tiner, benzin, gazolin, glue (bali gibi yapıştırıcılar).
Esrar ve benzerleri.
Fensiklidin (PCP).
Uyuşturucu kavramının günlük kullanımında alkol ve sigara yer almamasına rağmen bunlarında şiddetli bağımlılık yapan maddeler oldukları gözönüne alınmış ve tüm dünyada bu kapsam içinde değerlendirilmelerine karar verilmiştir.
Uyuşturucu maddelerin neden kullanıldığı sorusuna çok sayıda ve olguyu farklı yönlerden yordayan cevaplar verilmektedir. Bunlardan belki de ilk akla geleni karşılaştığı ve karşılaşacağı sorunları anlamaya, çözmeye yönelik bir kişilik gelişimi olmayan insan, çaresizlikle bunlardan kaçma, bunları unutma, kendine başka bir dünya bulma gereksiniminde olacaktır. Kendini geliştirme çabası yerine başka birisiymiş gibi olmayı tercih edince bunun araçlarının da bulunması gerekecektir. Buna yeni şeyleri deneme, yasak olanı yapma dürtüsü eklenince uyuşturucunun yolu da açılmış olur. Kişilik değişik bedensel, ruhsal ve toplumsal katmanlardan oluşur. Normal davranış bu katmanlarda bulunan yapıların dengeli, düzenli ve uyumlu, normal dışı davranış dengesiz, düzensiz ve uyumsuz çalışması sonucu ortaya çıkar. Davranış bozuklukları, ruhsal hastalıklar bu katmanlardan birinde ya da bir kaçında yer alan yapısal ve işlevsel bozukluklardan kaynaklanır.
Alkol ve madde kullanımına yol açan kişilik yapısı da bu katmanlardan birinde ya da bir kaçında yer alan işlevsel bozukluk sonucu ortaya çıkar. Bu katmanlar kalıtımla aktarılan bedensel ve ruhsal özellikler, merkezi sinir sisteminin yapısı ve işlevi, kişiliğin gelişmesinde önemli bir rolü olan zeka düzeyi, benlik gelişimi, içinde büyüdüğü aile çevresi ve toplumsal ortamlardan oluşur.
Aile içinde aile bağlarını kuramamak, toplum içinde değerlerin tepe taklak edilip başkalarından üstün olmanın acımasız ölçütünün benimsenmesi insanın yalnızlaşmasına ve kendine yabancılaşmasına yol açmaktadır. Gelenekçi toplumun baskıcı etkileri nasıl bunaltıcı ise bugünün toplumunun özgürlük etiketiyle sunduğu başıboşluk ve sorumsuzlukta o derece bunaltıcıdır. Bundan en çok zararı, bu kargaşa içinde ne yapacağını bilemeyen gençler görmektedir. Kişilik gelişimini başarması engellenen, kimlik bunalımını aşmasına yardımcı olunmayan gençlerin şaşırmış arayışlarında önlerine çıkan uyuşturucuları kullanma olasılıkları her zaman olacaktır. Olayların sonuçlarına takılıp nedenleri düşünmemek yanlışını sürdürdükçe, bu belanın sınırları daha da genişleyecektir.
ÖZELLİKLER:
* Uyuşturucu madde kullanımı genellikle erken yaşlarda başlar ve en sık 18-25 yaşlar arasında görülür.
*Başlama yaşı ne kadar küçükse bağımlılık riski de o kadar artmaktadır.
*Sigara daha sert maddelere en önemli geçiş maddesi olduğu için, madde kullananların çoğu sigara bağımlısıdır.
*Bu kişilerde engellere dayanma eşiğinde düşüklük, panik, bunaltı, çökkünlük ve ağır yılgınlık görülür.
*Güçsüzlük ve başarısızlıklarını kapatabilmek için otoriteyle çok sık çatışırlar.
*Bağımlı kişilerde kişilik bozukluğu oranı yüksektir. Ancak bu bulgu bütün bağımlıların bir kişilik bozukluğu içinde olduğu ya da bağımlılığın bir kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez.
*Kadın ve erkekler arasında uyuşturucu kullanımının yaygınlığı açısından önemli bir fark saptanamamıştır.
*Genel olarak uyuşturucu kullanım sıklığı sosyoekonomik düzeyler arasında önemli bir fark göstermemektedir. Farklı olan şey kullanılan maddenin cinsidir. Örneğin kokain yüksek, uçucu maddeler ise düşük sosyoekonomik düzeydeki kişiler arasında görülmektedir.
*Uçucu madde koklayan gençlerin yaş ortalaması 7-19 arasında değişir. Diğer uyuşturucu maddeler ile kıyaslandığında uçucu madde kullanımının başlama yaşı oldukça düşüktür. Ucuz ve kolay elde edilebilir olması, yoksul kişilerin daha fazla kullanmasını ortaya çıkarmaktadır.
*Madde kullanımını bırakan kişilerin olumsuz bir olay yaşadıkları zaman tekrar madde kullanmaya başladıkları görülmektedir.
Uyuşturucu Maddeler ve Kullanımıyla İlgili Yanlış İnançlar
* "Ben Bağımlı Olmam." Herkes bağımlı olabilir. Bağımlıların büyük çoğunluğu maddeyi kontrol edebileceği inancı ile kullanmaya başlar. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü bağımlılık uyuşturucu kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Madde kullanımı bedende zamanla biyolojik değişikliklere yol açar. Madde kullanıldığı sürece bundan kaçınmak olanaksızdır.
* "Ben kontrol edebilirim." Bu inanç ile madde kullanmaya ilk adım atılmaktadır. Bir çok kişi hala kontrol edebileceği inancını taşırken bağımlı hale gelmiştir. Bağımlı olanların bir kısmı ise hala kontrol edebileceğine inanmaktadır. Kişi uzun süre bağımlı olduğunun farkına varmaz. Vardığında ise çok geçtir.
* "Benim iradem güçlüdür." Bu durumun irade güçlüğü ya da zayıflığı ile bir ilişkisi yoktur. Kişilik patolojileri kimi zaman madde kullanımına neden olabilmektedir. Ancak böyle bir sorunu olmayanlarda bağımlı olabilmektedir.
* "Bir kere kullanmaktan bir şey çıkmaz." Kokain gibi bazı maddeler ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık oluşturabilir. Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanımında bile bağımlılık riski vardır. Bir kere kullanıldıktan sonra uyuşturucu maddenin ikinci kez kullanılması daha kolay olur, çünkü kişinin korkusu kalkmıştır ve maddeyi nereden bulabileceğini bilmektedir.
* "Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz." Bağımlılık genelde kişilerde ara sıra kullanmak niyetiyle başlar. Ancak daha sonra bağımlı hale gelinir. Aralıklı uzun süre kullanım da bireyde ruhsal ve kimyasal değişikliklere neden olur.
* "Herkes kullanıyor ve bir şey olmuyor." Bu düşünce kişinin kendisine yandaş arama çabasından kaynaklanır. Unutulmamalıdır ki madde kullanmayan kişilerde mutlu ve üretken yaşayanların oranı madde kullananlara göre çok daha fazladır.
* "Sadece zayıf bireyler bağımlı olur." Madde kullanan kişiler belli bir süreç içinde zayıf insanlar haline gelir. Kimse bağımlı olmak amacıyla uyuşturucu kullanmaya başlamaz. Bu nedenle bağımlıları zayıf, tehlikeli insanlar olarak nitelemek yanlıştır.
* "Esrar sigara ve alkolden daha tehlikeli değildir." Esrar tehlikeli bir uyuşturucu maddedir. Alındıktan sonra bedende yağ dokusunda birikir (özellikle beyin ve üreme organlarında) ve bu nedenle zararlı etkileri daha yüksektir. Bellekte kayıp, öğrenme bozukluğu, solunum sistemi bozukluklarına neden olabilir. Esrar sigaradan daha yüksek oranda kanser yapıcı madde içermektedir.
* "Beni bu maddeleri kullanmaya başka nedenler itti." Hangi nedenle olursa olsun eğer kişi kendine zarar veren bir davranış içinde ise bunun sorumlusu kendisidir. Bunun istisnası maddenin kişiye zorla verilmesidir. Anne baba ya da toplumu suçlamak kişinin kendine karşı sorumluluğunu almayı öğrenememiş olmasından başka bir şeyi ifade etmez.
* "Uyuşturucu sadece kullanan kişiye zarar verir." Aile üyesinin durumundan etkilenir, bireyin üretkenliği ortadan kalkar, sağlık harcamaları artar, istenmeyen kazalar, madde bulmak için suç işleme, diğer insanlara uyuşturucu kullanımında örnek olma gibi olumsuz sonuçlarda gerçekleşebilir.
* "Tüm bağımlılar...
TANIM:
Madde kullanım bozukluğu, bağımlılık yaratan her tür maddenin yoksunluk belirtileri gösterecek derecede kullanımıdır. Uyuşturucu madde kavramı, bedene girdiklerinde ruhsal, davranışsal ve bedensel değişikliklere neden olan ve bağımlılık yapabilen kimyasal maddeleri kapsamaktadır. Bu maddeler şu şekilde sınıflandırılabilir:
Opiyatlar : Morfin, eroin, kodein, metadon, meperidin.
Uyarıcılar : Amfetamin, kokain, acstasy, kafein.
Merkezi sinir sistemini baskılayanlar: Barbitüratlar, meprobomat, benzodiazepin (diazem), alkol, akineton.
Halüsinojenler: LSD (liserjik asid dietilamid), meskalin, psilocybin, DMT (dimetiltriptamin), DET (dietiltriptalmin), DOM (dimetoksimetil amfetamin), MDA (metilendioksi amfetamin).
Uçucu maddeler (volatile hydrocarbons): Tiner, benzin, gazolin, glue (bali gibi yapıştırıcılar).
Esrar ve benzerleri.
Fensiklidin (PCP).
Uyuşturucu kavramının günlük kullanımında alkol ve sigara yer almamasına rağmen bunlarında şiddetli bağımlılık yapan maddeler oldukları gözönüne alınmış ve tüm dünyada bu kapsam içinde değerlendirilmelerine karar verilmiştir.
Uyuşturucu maddelerin neden kullanıldığı sorusuna çok sayıda ve olguyu farklı yönlerden yordayan cevaplar verilmektedir. Bunlardan belki de ilk akla geleni karşılaştığı ve karşılaşacağı sorunları anlamaya, çözmeye yönelik bir kişilik gelişimi olmayan insan, çaresizlikle bunlardan kaçma, bunları unutma, kendine başka bir dünya bulma gereksiniminde olacaktır. Kendini geliştirme çabası yerine başka birisiymiş gibi olmayı tercih edince bunun araçlarının da bulunması gerekecektir. Buna yeni şeyleri deneme, yasak olanı yapma dürtüsü eklenince uyuşturucunun yolu da açılmış olur. Kişilik değişik bedensel, ruhsal ve toplumsal katmanlardan oluşur. Normal davranış bu katmanlarda bulunan yapıların dengeli, düzenli ve uyumlu, normal dışı davranış dengesiz, düzensiz ve uyumsuz çalışması sonucu ortaya çıkar. Davranış bozuklukları, ruhsal hastalıklar bu katmanlardan birinde ya da bir kaçında yer alan yapısal ve işlevsel bozukluklardan kaynaklanır.
Alkol ve madde kullanımına yol açan kişilik yapısı da bu katmanlardan birinde ya da bir kaçında yer alan işlevsel bozukluk sonucu ortaya çıkar. Bu katmanlar kalıtımla aktarılan bedensel ve ruhsal özellikler, merkezi sinir sisteminin yapısı ve işlevi, kişiliğin gelişmesinde önemli bir rolü olan zeka düzeyi, benlik gelişimi, içinde büyüdüğü aile çevresi ve toplumsal ortamlardan oluşur.
Aile içinde aile bağlarını kuramamak, toplum içinde değerlerin tepe taklak edilip başkalarından üstün olmanın acımasız ölçütünün benimsenmesi insanın yalnızlaşmasına ve kendine yabancılaşmasına yol açmaktadır. Gelenekçi toplumun baskıcı etkileri nasıl bunaltıcı ise bugünün toplumunun özgürlük etiketiyle sunduğu başıboşluk ve sorumsuzlukta o derece bunaltıcıdır. Bundan en çok zararı, bu kargaşa içinde ne yapacağını bilemeyen gençler görmektedir. Kişilik gelişimini başarması engellenen, kimlik bunalımını aşmasına yardımcı olunmayan gençlerin şaşırmış arayışlarında önlerine çıkan uyuşturucuları kullanma olasılıkları her zaman olacaktır. Olayların sonuçlarına takılıp nedenleri düşünmemek yanlışını sürdürdükçe, bu belanın sınırları daha da genişleyecektir.
ÖZELLİKLER:
* Uyuşturucu madde kullanımı genellikle erken yaşlarda başlar ve en sık 18-25 yaşlar arasında görülür.
*Başlama yaşı ne kadar küçükse bağımlılık riski de o kadar artmaktadır.
*Sigara daha sert maddelere en önemli geçiş maddesi olduğu için, madde kullananların çoğu sigara bağımlısıdır.
*Bu kişilerde engellere dayanma eşiğinde düşüklük, panik, bunaltı, çökkünlük ve ağır yılgınlık görülür.
*Güçsüzlük ve başarısızlıklarını kapatabilmek için otoriteyle çok sık çatışırlar.
*Bağımlı kişilerde kişilik bozukluğu oranı yüksektir. Ancak bu bulgu bütün bağımlıların bir kişilik bozukluğu içinde olduğu ya da bağımlılığın bir kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez.
*Kadın ve erkekler arasında uyuşturucu kullanımının yaygınlığı açısından önemli bir fark saptanamamıştır.
*Genel olarak uyuşturucu kullanım sıklığı sosyoekonomik düzeyler arasında önemli bir fark göstermemektedir. Farklı olan şey kullanılan maddenin cinsidir. Örneğin kokain yüksek, uçucu maddeler ise düşük sosyoekonomik düzeydeki kişiler arasında görülmektedir.
*Uçucu madde koklayan gençlerin yaş ortalaması 7-19 arasında değişir. Diğer uyuşturucu maddeler ile kıyaslandığında uçucu madde kullanımının başlama yaşı oldukça düşüktür. Ucuz ve kolay elde edilebilir olması, yoksul kişilerin daha fazla kullanmasını ortaya çıkarmaktadır.
*Madde kullanımını bırakan kişilerin olumsuz bir olay yaşadıkları zaman tekrar madde kullanmaya başladıkları görülmektedir.
Uyuşturucu Maddeler ve Kullanımıyla İlgili Yanlış İnançlar
* "Ben Bağımlı Olmam." Herkes bağımlı olabilir. Bağımlıların büyük çoğunluğu maddeyi kontrol edebileceği inancı ile kullanmaya başlar. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü bağımlılık uyuşturucu kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Madde kullanımı bedende zamanla biyolojik değişikliklere yol açar. Madde kullanıldığı sürece bundan kaçınmak olanaksızdır.
* "Ben kontrol edebilirim." Bu inanç ile madde kullanmaya ilk adım atılmaktadır. Bir çok kişi hala kontrol edebileceği inancını taşırken bağımlı hale gelmiştir. Bağımlı olanların bir kısmı ise hala kontrol edebileceğine inanmaktadır. Kişi uzun süre bağımlı olduğunun farkına varmaz. Vardığında ise çok geçtir.
* "Benim iradem güçlüdür." Bu durumun irade güçlüğü ya da zayıflığı ile bir ilişkisi yoktur. Kişilik patolojileri kimi zaman madde kullanımına neden olabilmektedir. Ancak böyle bir sorunu olmayanlarda bağımlı olabilmektedir.
* "Bir kere kullanmaktan bir şey çıkmaz." Kokain gibi bazı maddeler ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık oluşturabilir. Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanımında bile bağımlılık riski vardır. Bir kere kullanıldıktan sonra uyuşturucu maddenin ikinci kez kullanılması daha kolay olur, çünkü kişinin korkusu kalkmıştır ve maddeyi nereden bulabileceğini bilmektedir.
* "Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz." Bağımlılık genelde kişilerde ara sıra kullanmak niyetiyle başlar. Ancak daha sonra bağımlı hale gelinir. Aralıklı uzun süre kullanım da bireyde ruhsal ve kimyasal değişikliklere neden olur.
* "Herkes kullanıyor ve bir şey olmuyor." Bu düşünce kişinin kendisine yandaş arama çabasından kaynaklanır. Unutulmamalıdır ki madde kullanmayan kişilerde mutlu ve üretken yaşayanların oranı madde kullananlara göre çok daha fazladır.
* "Sadece zayıf bireyler bağımlı olur." Madde kullanan kişiler belli bir süreç içinde zayıf insanlar haline gelir. Kimse bağımlı olmak amacıyla uyuşturucu kullanmaya başlamaz. Bu nedenle bağımlıları zayıf, tehlikeli insanlar olarak nitelemek yanlıştır.
* "Esrar sigara ve alkolden daha tehlikeli değildir." Esrar tehlikeli bir uyuşturucu maddedir. Alındıktan sonra bedende yağ dokusunda birikir (özellikle beyin ve üreme organlarında) ve bu nedenle zararlı etkileri daha yüksektir. Bellekte kayıp, öğrenme bozukluğu, solunum sistemi bozukluklarına neden olabilir. Esrar sigaradan daha yüksek oranda kanser yapıcı madde içermektedir.
* "Beni bu maddeleri kullanmaya başka nedenler itti." Hangi nedenle olursa olsun eğer kişi kendine zarar veren bir davranış içinde ise bunun sorumlusu kendisidir. Bunun istisnası maddenin kişiye zorla verilmesidir. Anne baba ya da toplumu suçlamak kişinin kendine karşı sorumluluğunu almayı öğrenememiş olmasından başka bir şeyi ifade etmez.
* "Uyuşturucu sadece kullanan kişiye zarar verir." Aile üyesinin durumundan etkilenir, bireyin üretkenliği ortadan kalkar, sağlık harcamaları artar, istenmeyen kazalar, madde bulmak için suç işleme, diğer insanlara uyuşturucu kullanımında örnek olma gibi olumsuz sonuçlarda gerçekleşebilir.
* "Tüm bağımlılar...
İçeriğin tamamını görüntülemek için lütfen giriş yapın.
Giriş yap veya üye ol.