Neler yeni

Foruma hoş geldin ?, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

DİN VE İNSAN TECRÜBESİ

DİN VE İNSAN TECRÜBESİ

Ninian SMART
Çeviren
Arş.Gör.Dr.Ali İhsan YİTİK



Din, tarih boyunca ve insanoğlunun en eski kültürlerinin ücra köşelerinde beşer hayatının köklü ve ayrılmaz bir özelliği olmuştur. İnsanlık tarihini ve bu tarih içerisindeki değişik görüşlerini anlayabilmek için, herşeyden önce insanların mensup oldukları dinleri tanımak gerekir. Aynı şekilde günümüz dünyasında yaşayan toplumların, çoğu zaman bizimkinden farklı olan hayata bakış açılarını kavrayabilmek de yine onların benimsedikleri ideoloji ve sahip oldukları inançların bilinmesiyle mümkündür.

Din her ne kadar, seremoniler, tapınaklar ve sanat eserleri gibi bir takım somut unsurlara sahip ise de, tamamıyla gözle görülebilen müşahhas bir fenomen değildir. Gözle görülebilen bu unsurların arzettikleri önemin tam olarak anlaşılabilmesi için, onlara, bunları kullanan kimselerin deruni hayatları açısından bakılması ve değerlendirilmeleri lazımdır. Sözgelimi, Hıristiyanlıktaki bir bebeğin vaftiz ayinini ele alalım: Vaftizin bir hıristiyan için arzettiği önemi ve bu ayine katılanların his ve beklentilerini bilmeksizin, onu tam olarak anlayabilmek mümkün müdür? Şüphesiz değildir. Öyleyse dinin tam olarak anlaşılabilmesi için, onun zahiri ve deruni yönlerinin birlikte ele alınması gerekir. Bu nedenle Dinler Tarihi sadece bir olaylar kronolojisi olmayıp, olayların içyüzünü ve onların analitik izahlarına da yer vermek zorunda olan bir disiplindir. O halde sadece beşeriyetin dini tarihinin izlediği rotayı belirlemek bizim için yeterli değildir; bunun yanısıra, bu alana giren kimselerin düşünce ve hislerine de nüfuz etmek gerekir.

Din oldukça zengin ve komplek bir fenomendir. O, hem harici ve deruni unsurlarının bir arada ele alınmasından ortaya çıkan bir kompleksliğe, hem de tarihte çok çeşitli inanç sistemleri şeklinde ortaya çıkması ve hâlâ da bu şekilde devam ediyor olmasından neşet eden bir karmaşıklığa sahiptir. Üstelik dünyamızda keşfedilmeyi bekleyen daha pekçok din vardır. Bütün bunların araştırılması ve incelenmesi oldukça büyüleyici ve ilgi uyandırıcı bir görevdir. Çünkü dini tecrübedeki bu çeşitlilik, beşeriyetin dini duygu ve hayal gücünün zenginliği ve insan ruhunun ulviliğinin yanısıra, dinin gerçekliği ile ilgili çok çeşitli soruların ortaya atılmasının da başlıca nedenidir.

Bilim tarihi, metodoloji ve bilimlerin mevcut durumu bilinmeksizin, bilimin gayesi ve mahiyeti birtakım iddialar ortaya atmanın anlamsızlığı gibi, dinin duygusal ve zahiri yönlerini bilmeksizin onun gerçekliği üzerinde konuşmanın da bir anlamı olmayacaktır. Öyleyse, bu konudaki bir eserin başlıca hedefi, öncelikle dinlerin ifade edildiği tecrübelerle ilgili olayları ortaya çıkarmaktır. Gayemiz, din fenomeni hakkında herhangi bir hüküm vermekten ziyade onu, tam ve doğru olarak tasvir etmektir. Bana göre, ancak böyle bir çalışma sonucunda, okuyucu veya yazar kendini, dinin gerçekliği konusunda hüküm verebilmek için daha iyi bir konumda bulabilecektir.

Dinin tanımlanabilmesi ve tarihinin tedkik edilebilmesinin, bir anlamda ilmi bir çabayı gerektirdiği söylenebilir. Zira olayların tarafsız ve objektif bir şekilde ele alınıp incelenmesi zorunludur. Ancak buradaki objektifliği sadece tapınak, kilise, cami gibi dini yapılara ve dışarıdan gözlemlenebilen dini davranışlara bakmak ve onları tasvir etmek şeklinde düşünmek, tabii ki yanlıştır. Görülebilir nitelikteki bu objelerin içyüzlerine de nüfuz etmek gerekir. Mesela, St. Paul'un Şam yolunda yaşadığı tecrübe gözönünde bulundurulmaksızın, onun aziz oluşunun tam hikayesini ortaya koymak mümkün müdür? Yaşanan bu tecrübe Paul'ün zahiri bir fiili olmasına rağmen başkaları tarafından gözlemlenememiştir. Mistik, peygamberane ve diğer bütün dini tecrübe şekillerini, özel ve gerçek manasıyla peygamberliği tam olarak kavrayabilmemiz mümkün değilse bile, bunları objektif olarak tasvir edebilmek mümkündür. Bunun anlamı, deruni tecrübeleri ve benzer davranışları her türlü peşin hükümden uzak olarak sempatik bir anlayışla tasvir edebiliriz demektir. Bu da dinlerin araştırılmasının hassas ve sanatkarane bir anlayış gerektirdiğini ortaya koyar.

Ancak din, halkın his ve duyguları üzerinde derin bir tesire sahip olması sebebiyle dindar insanların, çoğu zaman başkalarının inançları konusunda objektif ve tarafsız olmaları epeyce güç olmuştur.Buna karşılık dinden oldukça uzaklaşmış Agnostiklerin de din hakkında objektif olamadıkları görülmüştür. Bazen de denilmiştir ki; din bağlanmayı ihtiva eder, dolayısıyla inanmaksızın bir inanç sistemini tam olarak kavrayabilmemiz mümkün değildir. Bu nedenle bazen, bir inanç sistemini müntesibi olmayan yabancı bir kimsenin onu hiçbir zaman takdir edemeyeceği şeklinde bile görüşler ileri sürülmüştür.

Ancak böyle bir sonuç hem tehlikeli hem de oldukça abartılıdır. Abartılıdır, çünkü son zamanlarda yapılmış pekçok mukayeseli din araştırması, en azından bazı kimselerin başkalarının inançlarını anlayabileceklerini açık-seçik ortaya koymuştur. Ayrıca değişik din mensupları arasındaki diyaloglar da son zamanlarda oldukça gelişmiştir. Bütün bunların yanısıra, yine bu alanda bazı araştırmacılarca önyargıyla kaleme alınmış kötü eserler de yok değildir. Ancak dini mensubiyetin, insanların kendi inançları dışındaki diğer inançların iyi taraflarını görmelerine kesinlikle engel olduğunu iddia etmek de doğru değildir. Üstelik bu nevi görüşler, insanların başka dinleri anlamak için sempatik çaba sarfetmelerine gerek olmadığı şeklinde bir sonuca götüreceğinden oldukça tehlikelidir.

Araştırmamızın boyutu gerek kapsadığı zaman dilimini gerekse alan yönünden oldukça geniş olmalıdır. Zira büyük dinlerin herbiri gelişen birer organizma gibidir. Sadece Hıristiyanlık ve Budizm gibi farklı inanç sistemlerinin değişik kısımları arasındaki ilişkilerin değil, bir inanç sisteminin, doğuşundan bugüne kadar geçirdiği safhalarında ele alınıp incelenmesi gerekir. Mesela, iki bin yıl önce ortaya çıktığı ortamı bilmeksizin, Hıristiyanlığı tam olarak anlayabilmemiz mümkün değildir.

Bu anlamda dinlerin araştırılmasının tarihi bir yanı da vardır. Fakat tarih bize göstermiştir ki, bazı dinler gerilemiş ve hiç mensubiyeti kalmayarak tarihe mal olmuştur. Ancak bunlardan bazıları, insanlığın dini tecrübesi anlatılırken, hala ihmal edilemeyecek kadar önemlidir. Mesela, günümüzde sadece Hindistan'ta Bombay civarında çok az sayıda müntesibi bulunan Zerdüştilik bir zamanlar güçlü ve gelişen bir inanç sistemi idi. İyi ve kötünün mahiyetiyle ilgili köklü iddialara dayanıyordu.

Yine arkeolojik kalıntıların azlığı ve yazılı belgelerin yokluğu kesin bir neticeye ulaşmamızı engellese bile, dinin tarih öncesi menşei konusunda bazı şeylerin ortaya konulması da son derece önemlidir. Bu nedenle bazı araştırmacılar, günümüzün teknolojik bakımdan ilkel durumda bulunan bazı toplumlarını inceleyerek, tarih öncesi dönemlerdeki dini inançları tesbite çalışmışlardır. Onlar, bugün Taş Devri insanları gibi yaşayan kabilelerin Taş Devri inançlarını temsil edebileceği varsayımından yola çıkıyorlardı. Bu nedenle, okuma-yazma bilmeyen toplulukların, ister bugün, isterse tarihin çok eski dönemlerinde yaşamış olsunlar, aynı şekilde görmek gerekir.

Diğer taraftan insanların büyük çoğunluğu, tabii olarak, yaşayan büyük sistemlere ilgi göstermişlerdir. Bazen "dünya dinleri" olarak da isimlendirilen bu sistemler şunlardır: Hıristiyanlık, Yahudilik, İslam, Budizm, Hinduizm ve Konfüçyüsçülüktür. Bunların yanısıra, Çin'de Taoizm, Japonya'da Şintoizm, Hindistan'daki Caynizm ve Sih dini ile son zamanlarda Avrupa'da ortaya çıkan bazı Hıristiyan mezhepleri de bugünün önemli inanç sistemleri arasında yer alır. Bunlardan bazıları özellikle Hıristiyanlık, Budizm ve Hinduizm hâlâ milyonlarca müntesibe sahib olmalarına rağmen, taraftarlarını muhafaza edebilmek için dine muhalif yeni akımlarla kıyasıya mücadele halindedir.

Özellikle Batı Ülkelerindeki Agnostiklerin sayılarında hızlı artış göze çarpmaktadır. Agnostizmin, metafizik alanı tümüyle inkar eden ve bütün dikkatini sadece...
İçeriğin tamamını görüntülemek için lütfen giriş yapın. Giriş yap veya üye ol.
 

Ekli dosyalar

  • DİN VE İNSAN TECRÜBESİ.doc
    77 KB · Görüntüleme: 0

Foruma hoş geldin ?, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.