ERİKSON VE İNSANIN SEKİZ ÇAĞI
Erikson, bireyin çevresiyle etkileşim içerisinde, yaşamı boyunca, kimliğini kazandığına dair kuramıyla; “kimlik bunalımı”, “ters kimlik” gibi kavramlarıyla, insana ve kişilik kuramlarına çağının ötesinde ve çağından farklı bir bakış açısı getirmiştir. İnsanın saldırganlık ve cinsel dürtülerden ibaret olan bir iç yapısına sahip olduğunun vurgulandığı bir asırda, insana değer veren, onu yücelten ve diğer bilimlerin bakış açılarını da insan psikolojisine yansıtabilen bir yaklaşım keşfetmişti. Fakat egemen(!) bilimin görmezden gelişi, Erikson’un dilinin çevrilmesinin ve anlaşılmasının çok çetrefil olması, onun tanınmasını yavaşlatmıştır. Bu çalışmamızda tüm yönleriyle Erickson’u ve kuramını sizlerle paylaşacağız. Öncelikle Erikson’un kişilik kuramının özetini, yaşamını, fikirlerini etkileyen unsurları ve eserlerini sonra ise kuramını açıklayacağız.
Bu çalışmadaki amacımız; Erikson’un literatüre kaydettiği yenilikleri sizlerle paylaşmanın yanında, bu tespitler sonucunda, eğitim yaşantımıza yön verebilme yeteneğimizi arttırmaktır. Bu amaçla başta çocukluk çağları olmak üzere sekiz evreyi incelerken, bu çağları nasıl daha iyi değerlendirebileceğimizle ilgili şemalar zihnimizde oluşabilir.
Erikson’a göre kişi, çevreyle etkileşim içerisinde, yaşam boyunca büyür. Bunun için Erikson’un kuramı “psiko-sosyal gelişim” olarak da adlandırılmıştır. Benlik, gücünü yavaş yavaş ve yaşam boyunca elde eder. Erikson bu gelişimin sekiz evrede oluştuğunu öne sürer. Bu sekiz dönemden her birinin kendisine özgü gereksinimleri, yerine getirilecek görevleri, çözülecek sorunları, duyarlı yönleri, dönüm noktaları, ve özgül bunalımları (kriz) vardır. Normal kişilik gelişmesi, bu gereksinimlerin karşılanması, sorunların çözülmesi, görevlerin uygun zamanda yerine getirilmesi, bunalımların atlatılması ile gerçekleşir. Böylelikle, çatışma denilen şey aslında sürekli, ve durmak bilmeyen bir süreçtir. Ve yine Erikson’a göre “bu çatışmaların çözümleri kültürden kültüre değişmektedir” (Kulaksızoğlu, 1999 s. 31).
Aşamalı-türeyim ilkesi gereğince, her çağ, o döneme özgü temel bir çekirdek çatışmanın çözümünü içerir. Bu çekirdek çatışma, benliğin ruhsal-toplumsal gelişme süreci içerisinde aşması gereken bir dönüm noktası, bunalım, kriz olarak yer alır. Her çatışmanın biri olumlu, biri olumsuz iki karşıt kutbu vardır ve bu çatışma hiçbir zaman bütünüyle kesin bir çözüme kavuşmaz. Önemli olan, olumlu kutbun olumsuza göre üstünlük oranıdır, yine de karşıt olumsuz öğe çekirdek olarak bulunur.
Erik Homburger Erikson, Almanya’nın Frankfurt kentinde, Danimarkalı bir ana babanın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Daha doğmadan, babası annesini terketmiş ve Erikson Baden Eyaletinin Karlsruhe kentinde, annesi ve üvey babasının yanında büyümüştür. Üvey babası Theodor Homburger, Alman Yahudisi olan bir çocuk hekimidir. Biyolojik babası ile ilgili bu sır Erikson’dan saklanır ve yıllarca Erick Homburger olarak bilinir. Yahudi bir babanın sarışın, mavi gözlü, İskandinav tipli oğlu olarak hem Yahudi arkadaşlarınca hem de diğerlerince hep dışlanır. “Kimlik bunalımı” kavramını psikiyatri literatürüne kazandıran kişi böylelikle kendisi de kimliğiyle ilgili sorunlar yaşar. Sonraları kimlik, kimlik bunalımı ve kimlik kargaşası kavramları Erikson’un düşüncesinde çok önemli bir yer tutmuştur.
Genç erikson, Karlsruhe’deki lise eğitimi sırasında sanat konusundaki yeteneğini belli eder. Liseden sonra bir yılını Karaormanlarda, İtalya’da ve Alplerde gezerek geçirir. Yaşam üzerine düşünür, resim yapar, notlar alır. Bu gezginlik yılından sonra önce Karlsruhe’de, daha sonra Münih ve Floransa’da sanat eğitimi yapar.
1927 yılında, yüksek okuldan arkadaşı olan Peter Blos, Erikson’u Viyana’ya davet eder. Psikanaliz eğitimine devam etmekte olan Blos, o sıralar yine Viyana’ya psikanaliz olmaya gelen New York’lu Dorothy’nin dört çocuğunun eğitimini de kendi sorumluluğuna almıştır. İngiliz ve Amerikalı hastaların ve öğrencilerin çocukları için kurduğu yeni okulda çalışacak bir arkadaş aranmaktadır. Erikson bu teklifi kabul eder. Blos ve Erikson okullarını değişik bir biçimde örgütlerler. Çocuklar ders planının yapılmasında katkıda bulunmakta ve kendilerini serbestçe ifade etmektedirler.
Erikson bu dönemde Mrs. Burlingham aracılığıyla Freud ailesiyle tanışır. Anna Freud tarafından analiz edilmeye başlanır. Aynı zamanda bir ilkokul öğretmeni olan Anna Freud özellikle çocuk psikiyatrisi üzerinde çalışmaktadır. Anna Freud’un etkisiyle, Erikson da dikkatini çocukluğa çevirir. O yıllarda psikanaliz, sonraları geliştirilen katı kurallara sahip olmadığından, Anna Freud’la analiz dışında da görüşürler. Erikson böylelikle hem öğretmenliğini sürdürür, hem de Viyana Psikanaliz Enstitüsüne devam eder.
1929 yılında, Kanada doğumlu bir Amerikalı olan Joan Mowast Serson ile evlenir. 1933 yılında Viyana’yı terkederler. O sıralar tanıştığı, Imago Dergisinin kurucularından olan Viyanalı Hans Sachs, Erikson’u kendisinin çalışmakta olduğu Harvard Tıp Fakültesine, Boston’a davet eder. Erikson kısa bir süre Danimarka’da kaldıktan sonra, kentin tek çocuklu analisti olarak Bostan’a yerleşir ve Massachusets General Hospital ve Harvard Tıp Fakültesinde çalışmaya başlar.
Erikson, Cambridge’deki genç toplumbilimcilerden çok etkilenir. Özellikle Margareth Mead ve Ruth Benedict’in görüşleri Erikson’un, insan gelişimindeki kültürel farklılıklara odaklanan yaklaşımında etkili olurlar. Yalnızca üç yıl kaldığı Boston’da klinisyen ve araştırmacı olarak iyi bir ün yapan Erikson bundan sonra Yale Üniversitesi İnsan İlişkileri Enstitüsüne geçer. 1938 yılında Güney Dakota’ya giderek Pine Ridge Yerleşim Bölgesinde yaşayan Sioux Kızılderili Kabilesinin çocuklarını inceler. Bu çalışmalar sırasında, toplumsal ve tarihsel güçlerin çocuk yetiştirme biçimlerini etkileyişi konusunda edindiği gözlemler, ruhbilime ve toplumbilime önemli bir katkı olmuştur.
Erikson, 1939 yılında Berkeley’e gider ve bu kez orada bir balıkçı kabilesi olan Yurok Kızılderililerini inceler. Berkeley’den 1950 yılında ayrılır ve Masschusets’de Stocckbridge’e yerleşerek gençlerle çalışmaya başlar. 1960 yılında Harvard’a profesörlüğe çağrılır. Orada, yaşam süreci konusundaki kuramını, özellikle “kimlik bunalımı” kuramını anlatma olanağı bulunur. 1972 yılında San Fransisco’da Mount Zion Hospital’de psikiyatri konsültanı olarak çalışmaya başlar. Sonraki yıllarda da eski ilgi odaklarını koruyarak çalışma ve yazılarına devam etmiştir (Erikson, 1984 s. 53).
Childhood and Society (Çocukluk ve Toplum), W. W. Norton, New York, 1950.
Young Man Luther: A Study in Psychoanalysis and History (Genç Adam Luther ve Psikanaliz ve Tarih Üzerine bir Çalışma),W. W. Norton, New York, 1958.
İdentity and Life Cycle (Kimlik ve Hayat Çemberi), W. W. Norton, New York, 1959.
Youth, Change & Challange (Gençlik, Değişim ve Meydan Okuma) (editor), Basic Books, New York, 1963.
Insight and Responsibility (Kavrama ve Sorumluluk), W. W. Norton, New York, 1964.
Identity: Youth and Crisis (Kimlik: Gençlik ve Kriz), W. W. Norton, New York, 1968.
Ganhi’s Truth (Gandi’nin Gerçekleri), W. W. Norton, New York, 1969.
In Search of Common Ground ( ??? ) (H. Newton ile birlikte), W. W. Norton, New York, 1973.
Dimensions of a New Identity (Yeni Bir Kimliğin Boyutları), W. W. Norton, New York, 1974.
Life History and Historical Moment (Hayat Hikayesi ve Tarihi Dönüşüm), W. W. Norton, New York, 1975.
Adulthood (Yetişkinlik) (editor), W. W. Norton, New York, 1979.
Toys and Reasons: Stages in the Realization of Experience (Oyuncaklar ve Nedenler: Tecrübenin Işığında Sahneler), W. W. Norton, New York, 1977.
Erikson’un kişilik (gelişimi) kuramı, insan yaşamının sekiz zaman dilimine bölünmesiyle oluşan birbirinden farklı çağlardan oluşmaktadır. Bu zaman dilimlerinin ortak bir özelliği, olumlu ve olumsuz iki kutbunun oluşudur. Yani güven kazanımı olumlu bir kutup iken...
Erikson, bireyin çevresiyle etkileşim içerisinde, yaşamı boyunca, kimliğini kazandığına dair kuramıyla; “kimlik bunalımı”, “ters kimlik” gibi kavramlarıyla, insana ve kişilik kuramlarına çağının ötesinde ve çağından farklı bir bakış açısı getirmiştir. İnsanın saldırganlık ve cinsel dürtülerden ibaret olan bir iç yapısına sahip olduğunun vurgulandığı bir asırda, insana değer veren, onu yücelten ve diğer bilimlerin bakış açılarını da insan psikolojisine yansıtabilen bir yaklaşım keşfetmişti. Fakat egemen(!) bilimin görmezden gelişi, Erikson’un dilinin çevrilmesinin ve anlaşılmasının çok çetrefil olması, onun tanınmasını yavaşlatmıştır. Bu çalışmamızda tüm yönleriyle Erickson’u ve kuramını sizlerle paylaşacağız. Öncelikle Erikson’un kişilik kuramının özetini, yaşamını, fikirlerini etkileyen unsurları ve eserlerini sonra ise kuramını açıklayacağız.
Bu çalışmadaki amacımız; Erikson’un literatüre kaydettiği yenilikleri sizlerle paylaşmanın yanında, bu tespitler sonucunda, eğitim yaşantımıza yön verebilme yeteneğimizi arttırmaktır. Bu amaçla başta çocukluk çağları olmak üzere sekiz evreyi incelerken, bu çağları nasıl daha iyi değerlendirebileceğimizle ilgili şemalar zihnimizde oluşabilir.
Erikson’a göre kişi, çevreyle etkileşim içerisinde, yaşam boyunca büyür. Bunun için Erikson’un kuramı “psiko-sosyal gelişim” olarak da adlandırılmıştır. Benlik, gücünü yavaş yavaş ve yaşam boyunca elde eder. Erikson bu gelişimin sekiz evrede oluştuğunu öne sürer. Bu sekiz dönemden her birinin kendisine özgü gereksinimleri, yerine getirilecek görevleri, çözülecek sorunları, duyarlı yönleri, dönüm noktaları, ve özgül bunalımları (kriz) vardır. Normal kişilik gelişmesi, bu gereksinimlerin karşılanması, sorunların çözülmesi, görevlerin uygun zamanda yerine getirilmesi, bunalımların atlatılması ile gerçekleşir. Böylelikle, çatışma denilen şey aslında sürekli, ve durmak bilmeyen bir süreçtir. Ve yine Erikson’a göre “bu çatışmaların çözümleri kültürden kültüre değişmektedir” (Kulaksızoğlu, 1999 s. 31).
Aşamalı-türeyim ilkesi gereğince, her çağ, o döneme özgü temel bir çekirdek çatışmanın çözümünü içerir. Bu çekirdek çatışma, benliğin ruhsal-toplumsal gelişme süreci içerisinde aşması gereken bir dönüm noktası, bunalım, kriz olarak yer alır. Her çatışmanın biri olumlu, biri olumsuz iki karşıt kutbu vardır ve bu çatışma hiçbir zaman bütünüyle kesin bir çözüme kavuşmaz. Önemli olan, olumlu kutbun olumsuza göre üstünlük oranıdır, yine de karşıt olumsuz öğe çekirdek olarak bulunur.
YAŞAMI
Erik Homburger Erikson, Almanya’nın Frankfurt kentinde, Danimarkalı bir ana babanın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Daha doğmadan, babası annesini terketmiş ve Erikson Baden Eyaletinin Karlsruhe kentinde, annesi ve üvey babasının yanında büyümüştür. Üvey babası Theodor Homburger, Alman Yahudisi olan bir çocuk hekimidir. Biyolojik babası ile ilgili bu sır Erikson’dan saklanır ve yıllarca Erick Homburger olarak bilinir. Yahudi bir babanın sarışın, mavi gözlü, İskandinav tipli oğlu olarak hem Yahudi arkadaşlarınca hem de diğerlerince hep dışlanır. “Kimlik bunalımı” kavramını psikiyatri literatürüne kazandıran kişi böylelikle kendisi de kimliğiyle ilgili sorunlar yaşar. Sonraları kimlik, kimlik bunalımı ve kimlik kargaşası kavramları Erikson’un düşüncesinde çok önemli bir yer tutmuştur.
Genç erikson, Karlsruhe’deki lise eğitimi sırasında sanat konusundaki yeteneğini belli eder. Liseden sonra bir yılını Karaormanlarda, İtalya’da ve Alplerde gezerek geçirir. Yaşam üzerine düşünür, resim yapar, notlar alır. Bu gezginlik yılından sonra önce Karlsruhe’de, daha sonra Münih ve Floransa’da sanat eğitimi yapar.
1927 yılında, yüksek okuldan arkadaşı olan Peter Blos, Erikson’u Viyana’ya davet eder. Psikanaliz eğitimine devam etmekte olan Blos, o sıralar yine Viyana’ya psikanaliz olmaya gelen New York’lu Dorothy’nin dört çocuğunun eğitimini de kendi sorumluluğuna almıştır. İngiliz ve Amerikalı hastaların ve öğrencilerin çocukları için kurduğu yeni okulda çalışacak bir arkadaş aranmaktadır. Erikson bu teklifi kabul eder. Blos ve Erikson okullarını değişik bir biçimde örgütlerler. Çocuklar ders planının yapılmasında katkıda bulunmakta ve kendilerini serbestçe ifade etmektedirler.
Erikson bu dönemde Mrs. Burlingham aracılığıyla Freud ailesiyle tanışır. Anna Freud tarafından analiz edilmeye başlanır. Aynı zamanda bir ilkokul öğretmeni olan Anna Freud özellikle çocuk psikiyatrisi üzerinde çalışmaktadır. Anna Freud’un etkisiyle, Erikson da dikkatini çocukluğa çevirir. O yıllarda psikanaliz, sonraları geliştirilen katı kurallara sahip olmadığından, Anna Freud’la analiz dışında da görüşürler. Erikson böylelikle hem öğretmenliğini sürdürür, hem de Viyana Psikanaliz Enstitüsüne devam eder.
1929 yılında, Kanada doğumlu bir Amerikalı olan Joan Mowast Serson ile evlenir. 1933 yılında Viyana’yı terkederler. O sıralar tanıştığı, Imago Dergisinin kurucularından olan Viyanalı Hans Sachs, Erikson’u kendisinin çalışmakta olduğu Harvard Tıp Fakültesine, Boston’a davet eder. Erikson kısa bir süre Danimarka’da kaldıktan sonra, kentin tek çocuklu analisti olarak Bostan’a yerleşir ve Massachusets General Hospital ve Harvard Tıp Fakültesinde çalışmaya başlar.
Erikson, Cambridge’deki genç toplumbilimcilerden çok etkilenir. Özellikle Margareth Mead ve Ruth Benedict’in görüşleri Erikson’un, insan gelişimindeki kültürel farklılıklara odaklanan yaklaşımında etkili olurlar. Yalnızca üç yıl kaldığı Boston’da klinisyen ve araştırmacı olarak iyi bir ün yapan Erikson bundan sonra Yale Üniversitesi İnsan İlişkileri Enstitüsüne geçer. 1938 yılında Güney Dakota’ya giderek Pine Ridge Yerleşim Bölgesinde yaşayan Sioux Kızılderili Kabilesinin çocuklarını inceler. Bu çalışmalar sırasında, toplumsal ve tarihsel güçlerin çocuk yetiştirme biçimlerini etkileyişi konusunda edindiği gözlemler, ruhbilime ve toplumbilime önemli bir katkı olmuştur.
Erikson, 1939 yılında Berkeley’e gider ve bu kez orada bir balıkçı kabilesi olan Yurok Kızılderililerini inceler. Berkeley’den 1950 yılında ayrılır ve Masschusets’de Stocckbridge’e yerleşerek gençlerle çalışmaya başlar. 1960 yılında Harvard’a profesörlüğe çağrılır. Orada, yaşam süreci konusundaki kuramını, özellikle “kimlik bunalımı” kuramını anlatma olanağı bulunur. 1972 yılında San Fransisco’da Mount Zion Hospital’de psikiyatri konsültanı olarak çalışmaya başlar. Sonraki yıllarda da eski ilgi odaklarını koruyarak çalışma ve yazılarına devam etmiştir (Erikson, 1984 s. 53).
YAPITLARI
Childhood and Society (Çocukluk ve Toplum), W. W. Norton, New York, 1950.
Young Man Luther: A Study in Psychoanalysis and History (Genç Adam Luther ve Psikanaliz ve Tarih Üzerine bir Çalışma),W. W. Norton, New York, 1958.
İdentity and Life Cycle (Kimlik ve Hayat Çemberi), W. W. Norton, New York, 1959.
Youth, Change & Challange (Gençlik, Değişim ve Meydan Okuma) (editor), Basic Books, New York, 1963.
Insight and Responsibility (Kavrama ve Sorumluluk), W. W. Norton, New York, 1964.
Identity: Youth and Crisis (Kimlik: Gençlik ve Kriz), W. W. Norton, New York, 1968.
Ganhi’s Truth (Gandi’nin Gerçekleri), W. W. Norton, New York, 1969.
In Search of Common Ground ( ??? ) (H. Newton ile birlikte), W. W. Norton, New York, 1973.
Dimensions of a New Identity (Yeni Bir Kimliğin Boyutları), W. W. Norton, New York, 1974.
Life History and Historical Moment (Hayat Hikayesi ve Tarihi Dönüşüm), W. W. Norton, New York, 1975.
Adulthood (Yetişkinlik) (editor), W. W. Norton, New York, 1979.
Toys and Reasons: Stages in the Realization of Experience (Oyuncaklar ve Nedenler: Tecrübenin Işığında Sahneler), W. W. Norton, New York, 1977.
KİŞİLİK KURAMI
Erikson’un kişilik (gelişimi) kuramı, insan yaşamının sekiz zaman dilimine bölünmesiyle oluşan birbirinden farklı çağlardan oluşmaktadır. Bu zaman dilimlerinin ortak bir özelliği, olumlu ve olumsuz iki kutbunun oluşudur. Yani güven kazanımı olumlu bir kutup iken...
İçeriğin tamamını görüntülemek için lütfen giriş yapın.
Giriş yap veya üye ol.