İNTİHAR EĞİLİMLERİNİN BİLİŞSEL-DAVRANIŞÇI YAKLAŞIMLA DEĞERLENDİRİLMESİ VE MÜDAHALE TEKNİKLERİ
Psk. Dilek Gürel Küçükbayır*
Psk. Dilek Gürel Küçükbayır*
Pek çok terapist intihara eğilimli kişileri tedavi etmekten kaçınır çünkü bunlarla çalışmanın bazı zorlukları vardır. Bunlardan biri önceleri intihar eğilimli olmayan bir hastanın, tedaviye başladıktan bir süre sonra bu duruma gelebilme olasılığından kaynaklanır. Bu nedenle intihar eğilimleriyle nasıl çalışılacağı konusunda en azından görüşme teknikleri boyutunda bilgi sahibi olmamız bu tür hastalarla yaşayacağımız kaygının azalmasını sağlayabilir.
Bu yazıda, alanda çalışan arkadaşlara en azından bakış açısı oluşturması açısından kısaca intihar eğilimlerinin bilişsel-davranışçı teknikler yoluyla değerlendirme ve müdahale teknikleri tanıtılacaktır.
Değerlendirme
İntihar eğilimlerini değerlendirmek hastanın bu konuda bilgi vermeye isteksiz veya dirençli olması nedeniyle zordur. Çünkü kişi intihar düşüncelerini bırakması için terapistin kendisine baskı yapacağını ya da hastaneye yatırılma olasılığının olduğunu bilir. Aynı zamanda intihar eğilimleri ortaya çıktığında terapistinin tedaviyi sonlandırabileceğinden de korkar.
Bu ve benzeri nedenlerden dolayı değerlendirmede çok dikkatli olunması gerekir. Sorulan sorulara verilen kaçamaklı yanıtlar, problemleri olduğundan daha hafif gösterme çabaları olası bir intihar eğilimini yansıtabileceği için uyanık olunmalıdır.
İntihar eğilimini bilişsel-davranışçı yöntemlerle değerlendirme yaklaşımı şunları içerir:
1- Kişinin halen yaşamakta olduğu sorunla ilişkili düşüncelerinin, bilişlerinin (cognitions), duygu durumları ve davranışların adeta birbirlerine kenetlenmiş olması.
2- Altta yatan asıl problemlerin psikolojik mekanizmalarla ilgili olduğu yolunda güçlü bir hipotezimizin olması
Bunlar sırası ile açıklanacaktır. Ancak unutulmaması gereken önemli şey, kişide varolan intihar eğilimlerinin değerlendirilmesinin, belli bir zaman kesitinde yapılacak bir eylem değil, görüşmeler sürdüğü müddetçe sık sık tekrar edilmesi gereken bir eylem olduğudur.
Bilişler, davranışlar ve duygu durumları
BİLİŞLER
Bilişlerin değerlendirilmesine başlarken terapist şunu sorabilir :
"Ölmek veya kendini öldürmek gibi düşüncelerin hiç oldu mu?"
Eğer hasta, intihara yönelik düşüncelerinin sık veya yoğun olduğunu belirtmişse daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulur. Terapist öncelikle hastanın bu düşüncelerini eyleme geçirme olasılığına sahip olup olmadığını araştırmalıdır. Bu soru doğrudan sorulabilir.
Pek çok hasta intihara yönelik düşüncelerinin olduğunu fakat bunları eyleme geçirecek cesareti ve güveni hissetmediğini söyler.
Genellikle bu yanıttan emin olunabilir fakat bu her vaka için geçerli değildir.
Örn. Eğer hastanın öyküsünde fevri davranışlar, ilaç veya alkol istismarı varsa, bu yanıta güvenilemez. Böyle bir vakada hasta ciddi bir intihar riski açısından incelenmeli ve başka bir yolla korunamayacaksa hastaneye yatırılmalıdır.
Eğer hasta bir intihar girişimine niyetlenmişse; bu durum ciddiye alınmalıdır. Gerekirse hastaneye bildirilmelidir.
Bazen, hastalar açıkça intihar etmeye niyetlerinin olduğunu ancak güvenlerinin bir yerde kırıldığı için bu düşüncelerini harekete geçirmeyeceklerini bildirirler. Bir hasta ölüme ilişkin pasif isteğini şöyle aktarabilir "Keşke kanser olsaydım". Aktif ölüm düşüncelerinin ortaya çıkması pasif ölüm isteğinden daha tehlikelidir. Fakat bu ikisi her zaman açıkça ayırt edilemez. Örneğin, hasta bir araba kazasında ölmek istediği yolunda ifadeler kullanabilir. Bu tip bir ifade intihar planlarını gizleyebilir.
Bazen bir hasta intihara yönelik düşüncelerinin eyleme geçmeyeceğinden emindir. Fakat buna güvenmek yanlıştır. Örneğin hastanın öyküsünde ölçüsüz içki aldıktan sonra bir kaç intihar girişimi olmuşsa terapideki ayık olduğu durumda intihara yönelik düşünce ve uyaranları kontrol edebileceğini bilir. Ancak içki içtiğinde bu durum dramatik olarak değişebilir. Niyeti olmadığı halde alkol ve ilaçlar hastanın intihara sürüklenmesine yol açabilir. Alkol alımının intihar girişimlerini 1/3 veya 1/4 oranında artığı bilinmektedir.
İntihar eğiliminin diğer önemli bilişsel boyutu; intihara yönelik bir planın varlığıdır. Terapist bunu "kendinizi her hangi bir yolla öldürmeye dair plan yaptınız mı?" şeklinde sorabilir. Yanıt, "evet" ise, planın detaylarına ve gerçekleştirebilme risklerine ilişkin daha fazla bilgi toplanır. Eğer plan akla uygun görünüyorsa eyleme geçirilme riski büyüktür.
Hastanın intihar planı var fakat bunu gerçekleştireceğine dair ifadesi yoksa, bu ifadeyi açığa çıkarabilecek sorular sorulmalıdır. Örneğin; "eğer (silah, ilaç vs.) almaya karar verirsen bunu nasıl yapabilirsin" diye sorulabilir. Tüm bu soruların yanıtları, terapistin müdahale stratejilerini seçmesine yardımcı olacaktır.
İntihar girişiminin diğer önemli bileşeni, yaşamak ve ölmek için nedenlerin olmasıdır.
Hastanın ölmek için güçlü nedenleri varsa terapist, bunları bilmek durumundadır. Psikolojik acıyı durdurmak, durumundan dolayı yakın çevresinin çok rahatsız olduğunu düşünmek ve acı çekmek sıkça rastlanan ölüm nedenlerindedir.
Buna karşın hastanın yaşamı sürdürme nedenlerinin araştırılması etkili müdahalelerin yapılabilmesini sağlar. Yaşam nedenlerinin değerlendirildiği terapi süreçleri hastanın unutmuş olabileceği yaşamı sürdürmeye yönelik faktörleri hatırlatabilir. Çünkü; yaşamı sürdürmek için güçlü nedenleri olan hastalar, muhtemelen yaşam için hiç bir nedeni olmayan hastalardan çok daha az kendini öldürmek ister. Ya da kendini öldürmenin günah sayıldığı dinlere inanan hastaların kendi kendine bunu yapmaktan bir dereceye kadar sakındığı görülebilir.
Aileye karşı duyulan sorumluluk yine yaşam için güçlü bir nedendir. Evli biri bekar birine göre daha az intihara girişir. Çocuğa sahip olmakta bu riski azaltır.
DAVRANIŞLAR
Davranışların değerlendirilmesinde terapist hastanın intihar girişimi için silah taşıyıp taşımadığını, ilaç biriktirip biriktirmediği veya tabancası olup olmadığını sorar. Ayrıntılı bilgi için aile bireyleriyle veya çevresindekilerle konuşarak onlardan bilgi alır. Bazen hastalar intihar davranışları hakkında bilgi vermeye gönüllü olabilirler ancak terapistin bağlantıları oluşturmak için bütün bilgilere ihtiyacı vardır.
DUYGU-DURUMU (MOOD)
Duygu-durumunun değerlendirilmesi için terapist, hastaya depresyonun şiddetine, başka hastalıklarının olup olmadığına ve umutsuzluk duygularına yönelik sorular sorar. Fiziksel bir hastalığı yüzünden hastaneye yatırılmış depresif hastalar, fiziksel ağrıdan çok daha acı verici olan psikolojik sıkıntıdan yakınırlar ve kurtulmak için intihar girişiminde bulunabilirler. Bu nedenle rahatsızlığın şiddeti kadar buna eşlik eden psikolojik durumun araştırılası da oldukça önemlidir. Özellikle umutsuzluğun değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü "umutsuzluğun" intiharı yordayan en önemli değişkenlerden biri olduğu bilinmektedir.
Hasta, eğer umudu varsa hastalığın verdiği acılara katlanabilir. Ancak gelecek umut vermiyorsa; hasta, yaşama nedenini kaybedecektir.
Terapist, umutsuzluğu şu sorularla araştırır:
"Gelecek için umutsuzluk duyuyor musunuz?", "Her şeyi böylesine kasvetli gördüğünüz zamanlar hayatı devam ettiremeyeceğinizi hissediyor musunuz?".
Bunlara ek olarak hastalara Beck Umutsuzluk Ölçeği veya Yaşamı Sürdürme Nedenleri Envanteri gibi objektif araçlar da uygulanabilir.
Altta Yatan Temel Mekanizma
İntihar davranışının altında yatan mekanizmalara bakıldığında üç özellik görülür;
Birincisi; intihar davranışın üç bileşenini oluşturan (duygusal, davranışsal ve bilişsel) yapıların doğasının altta yatan mekanizmaya ilişkin çok iyi ip uçları verdiğidir.
İkincisi; intihar davranışının altında yatan mekanizmanın hastanın diğer problemlerinde rol oynayan mekanizmalar ile aynı olduğudur.
Üçüncüsü; daha önceki intihar davranışlarının incelenmesinin bu davranışları güdüleyen mekanizmalar hakkında önemli ip uçları verdiğidir.
Bilişler, Davranışlar ve...
İçeriğin tamamını görüntülemek için lütfen giriş yapın.
Giriş yap veya üye ol.