Neler yeni

Foruma hoş geldin ?, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

İNTİHARIN NEDENLERİ

Doğadaki her canlıda yaşamını devam ettirme içgüdüsü vardır. Doğal olarak bu içgüdü, en gelişmiş varlık olan insanda da vardır. Yaşamına yönelik her türlü güçlükle savaşan insanların bir kısmı nasıl olup ta elleriyle bu en çok korumaları gereken kendi yaşamlarına son verebiliyorlar?

Günümüzde her olgu gibi, intiharın nedenini tek bir faktöre bağlayarak açıklamak, modası geçmiş ve bilimsel olmayan bir anlayışı temsil eder. İntiharın nedenlerini açıklayabilmek için, az da olsa etkili olabilen her faktörü ele almak gerekir.

Birçok değişik faktörün etkisiyle ortaya çıkan bu olayı açıklayabilmek için her bilim dalı, kendi konu alanı içinde kalarak soruna farklı boyutlardan yaklaşmışlardır. Yüzyıllar boyu süren bu açıklama çabaları henüz kesin bir sonuca varmış değildir. İntihar konusunda günümüze kadar, birçok düşünce, teori ileri sürülmüş ve birçok araştırma yapılmıştır. Birbirlerinden çok farklı olan bu görüşler, intiharın nedenlerini de farklı koşullara bağlarlar.

Toplum içinde doğan ve yaşayan insanın bu eylemini kavrayabilmek ve açıklayabilmek için toplumu oluşturan ögeleri analiz etmek gerekir. Bu nedenle konuya farklı boyutlarda bakan her görüşü bilimsel yönden ele almak ve üzerinde düşünmek gereklidir. Fakat intiharın nedenlerini açıklama çabası içine giren her görüşü ele alıp incelemek gerekirse de; bu farklı görüşlerin her biri tek tek birer tez konusu oluşturabileceği için, burada sadece önemli görülen ve geçerlilikleri belli derecede kabul edilen görüşlere kısa ve genel olarak değinilecektir.

İntiharın nedenlerini kişi ve topluma bağlayan görüşlere özellikle daha fazla değinmek ve bunlar üzerinde düşünmek yararlı olacaktır.

İNTİHARIN COĞRAFİ NEDENLERİ​

Bu tür görüşler intiharın nedenlerini determinist bir anlayışla kişinin ve toplumun dışında aramaktadırlar. Bunlar bazı coğrafi faktörlerin intiharlar üzerinde etkili olduğu savunmuşlar ve bunu kanıtlamak için bazı araştırmalar yapmışlardır.

Bazı araştırmacılar öncellikle güneşin ve ayın kozmik etkisi üzerinde durmuşlar, fakat daha sonra bunların doğrudan etkileri yerine, dünyada meydana getirdikleri değişikliklerin intiharlar üzerindeki etki derecelerini rarştırmaya yönelmişlerdir.

Avrupa’da yapılan bir çok araştırma sonucuna göre, kuzey-batı intihar oranı yönünden genelde en fazladır. Bazı Avrupa ülkelerinde kuzeye göre güneyde oran daha düşüktür; fakat bu genel bir kural değildir. Örneğin İngiltere’de durum daha farklıdır.

Montesquieu, İngiltere’deki intihar bolluğunu bir iklim hastalığı olarak görür. Cheyne ise, sonbahar ve batı rüzgârlarının sorumlu olduğunu söyler. Osiander aynı yargıyı Kuzey Almanya için getirir. Fakat işi bu kadar abartmak doğru değildir.

İngiltere’de Bazı Yıllarda İntiharlar

YıllarErkek (Yüzbinde)Kadın (Yüzbinde)
193221,08,1
193320,18,4
193617,67,7
193717,58,1
194614,47,5
194713,77,6
194814,57,9
194914,77,5


Tabloda da görüldüğü gibi İngiltere’de her yıl intihar oranları değişmektedir. Cinsiyetler arasındaki oran farklarını dikkate almasak bile, bir cinsiyette önceki yıla göre artış görülürken, diğer cinsiyette bir düşüş görülmektedir. Eğer iklim değişikliğinden kaynaklanan bir oran değişmesi varsa, niçin her iki cinsiyette de aynı yönde değildir?

Bazı araştırmacılar ise mevsimler ve hava koşullarının intiharlar üzerindeki etkilerini incelemişlerdir. Örneğin; A.B.D.’nin bazı kentlerinde bu tür bir araştırma yapan C.M. Mills’e göre, fırtınalarla intihar arasında bir ilişki vardır. “Barometrik basıncın birden düşmesi ve birden değişmesiyle intihar frekansları yükselir.”

Philips’e göre, alışılmamış sıcak, nemli ve rüzgârlı bir hava terlemeyi azaltır; sinir sistemini daha hassas hale getirerek intihar eğilimini artırır. Digon ve Bock ise, yüksek nisbi nem ve 30 mm. atmosferik civa basıncında en az intihar olayına rastladıklarını, basınçta büyük bir değişiklik olduğunda intihar oranının arttığını savunurlar.

İntihar ile coğrafi faktörler arasında doğrudan ilişki olduğunu savunan bu tür görüşler sonradan birçok eleştiriye uğramışlardır. Yalnız, şunu da unutmamalıdır ki, coğrafi faktörler her ne kadar intiharı doğrudan etkilemiyorsa da sosyal yaşamı etkilemekte ve değiştirmektedir. Örneğin; fırtınalı bir havada çoğu kimse evinde oturarak pencereden bulutların kasvetini seyretmekte ve rüzgarın uğultusunu dinlemektedir. Yani, sosyal yaşam durgunlaşmakta ve intihar edecek kişiye zemin hazırlamaktadır.

Coğrafi faktörlerin intiharlar üzerindeki etkilerini çok daha ayrıntılı olarak inceleyen Pokorny, ısı, rüzgar hızı, rüzgar yönü, barometrik basınç, nisbi nem, görüş mesafesi, bulut tavanı, yağmur, sis, şimşeğin çaktığı bulut ve bulutluluk derecesi gibi onbir değişik coğrafi faktörün intiharla olan ilişkisini tek tek araştırmış ve hiçbir ilişki bulamamıştır.

İntiharların bir yıl içindeki dağılımını inceleyen birçok araştırmacı birbirinden farklı sonuçlar bulmuşlardır. Fakat, genel olarak yaz başlangıcında intihar oranlarında bir artış olduğu kabul edilir. İntiharlar mayıs, haziran ve temmuzda en çok; kasım, aralık ve ocakta en az düzeydedir. Bu tür mevsimsel farklılıklar ise -Durkheim’in da belirttiği gibi- değişik mevsimsel aktivitelerden kaynaklanmaktadır.

İNTİHARIN BİYOLOJİK NEDENLERİ​

Bazı araştırmacılar intihara insanın biyolojik yapısının neden olduğunu savunmuşlardır. Bu tür görüşler insanın beden yapısının, kalıtımın veya bedendeki kimyasal değişiklerin intihara doğrudan neden olabileceği görüşündedirler.

Beden yapısının intihar nedeni olduğunu savunan Sheldon’a göre endomorfik tipler (şişman ve neşeli kişiler) intihara karşı nefret beslerler; oysa ektomorfik tipler (zayıf ve duygusal kişiler) hassas kişilikleri dolayısıyla sık sık intihar eğilimınde bulunurlar. Yani Sheldon, şişman kişilerin intihar etmediklerini savunmaktadır. Oysa birçok araştırma, aşırı şişmanların da, zayıflar gibi, normal ağırlıklı kişilere göre daha çok intihar ettiğini ortaya çıkarmıştır. Bu tür kişilerde intihar oranının yüksek olmasını ise, toplumun bu tip kişilere karşı takındığı alaycı tavırlarda aramak daha gerçekçi olacaktır. Çevredeki kişilerin “cılız, sıska, fıçı, dobiş vb.” gibi alaycı ifadeleri bu kişilerde olumsuz duygular uyandırarak bunalıma itmekte ve intihara sürükleyebilmektedir.

Kalıtımın intihar üzerindeki etkisini anlayabilmenin en geçerli yollarından biri ikizleri incelemektir. Eğer tek ve çift yumurta ikizlerinde farklı oranlar bulunursa, kalıtımın belirli ölçüler içinde etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.

İntiharda kalıtımın etkisinin olup olmadığını anlamak için tek ve çift yumurta ikizlerini inceleyen Kallman, bunlarda farklı bir intihar davranışı bulamamıştır. Kalıtımın intihar üzerinde etkisi olsaydı çocuklarda oranın daha yüksek olması ve her iki cinsiyette de aynı oranda olması gerekirdi. Oysa, çocuklarda intihar oranı oldukça düşüktür ve her iki cinsiyetin intihar oranları arasında oldukça bütük farklılıklar vardır.

Bazı araştırmacılar cinsiyetler arasındaki farklılığı cinsiyet hormon seviyesinde aramaktadırlar. Bu tür araştırmalar daha çok kadınlar üzerinde yapılmıştır. Çünkü erkeklerde cinsiyet hormon seviyesi birkaç yıl sabit kalmakta; oysa kadınlarda kısa bir sürede hormon seviyesinde değişiklikler olmaktadır. Kadınların adet dönemlerinde intihar oranlarında artış gözlenmiştir. Yumurtlama, kanama, adet-öncesi dönemler kadınlarda intihar için genellikle ortak günlerdir. Çünkü bu zamanlarda kadınlar sinirli, gergin ve sıkıntılı olmaktadırlar. Bu durum ise intihara uygun bir zemin oluşturmaktadır.

Irklar arasındaki oransal farklılıkları, bazı araştırmacılar biyolojik bir nedene bağlama...
İçeriğin tamamını görüntülemek için lütfen giriş yapın. Giriş yap veya üye ol.
 

Ekli dosyalar

  • İNTİHARIN NEDENLERİ.doc
    166 KB · Görüntüleme: 0

Foruma hoş geldin ?, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.