ETKİLİ ÖĞRETMEN OLABİLME ve ETKİLİ ÖĞRETMENLİK EĞİTİMİ
Şükrü AKKAYA
Psikolojik Danışman
Şükrü AKKAYA
Psikolojik Danışman
SEMİNERİN VERİLME AMACI ( NİÇİN BU KONU)
Günümüzde toplumumuza baktığımızda eğitim sistemimizde ciddi sıkıntılar g örülmektedir. Tabi bu sıkıntıların hepsini bir kesime atmak yanlıştır. Hepsinin de birçok sorunu vardır; Kendine düşen vazifeyi tam yapmama, sorumluluk almama, bildiğini uygulayamama, suçu hep başkalarında arama, herkesi ve her şeyi bir kalıba uydurma, fedakarlığı hep başkasından bekleme, imkanları iyi değerlendirememe yada hep yetersiz görüp (bu kadar maaşa yada bu imkanlarla ancak bu iş yapılır) diye düşünme, gelişmeleri takip etmeme, araştırmalara uzak kalma, rol yapma gibi sorunları olduğu ortadadır. Bu tür yaygın düşünceler aşıldığında (her kesim tarafından) herhalde eğitim sistemimizin yanında birçok sorunumuzun çözüme kavuşacağı kanaatindeyiz. Kesinlikle bizim eğitim sistemimizdeki en büyük sorunumuz yukarıdaki ve benzer davranışlardır. Onun için bizi çok yakından ilgilendiren bir konudur. Çoğumuzun eğitimci olacağını düşünürsek bunları öğrenmek bir elzem , eğitimci olmayanlar içinse mutlaka hayatlarında az çok karşılaşacağı sorunlar olduğu için çok gereklidir. Seminerimizde bu sorunlarla nasıl baş edebilecekleri dile getirilmektedir. Seminerde öğretmenlerin öğrencilerle etkili iletişim kurabilmesi, özel bir ilişkinin oluşturulması, etkili öğretmenliğin nasıl yapılacağı, öğrencilerinin kendilerini geliştirmeleri ve topluma yararlı bir birey haline gelmeleri konusunda neler yapılmalı, etkili yöntemler ve bu etkili yöntemlerin nasıl kullanılacağı, öğrencilerin her davranışına nasıl ve hangi yöntemle cevap verileceği öğretilmektedir.
Unutulmamalıdır ki mükemmel bir öğretmen, iyi bir eğitim sisteminin anahtarıdır. Ayrıca çözümün büyük bir kısmıdır.
ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİNDE EKSİK HALKA
Öğretme evrensel bir uğraştır. Öğretmen olmak kolay bir iş değildir idealist olmanın yanında büyük fedakarlıklarda gerektirir. Herkes birbirine bir şeyler öğretir. Bu seminer , “öğretme”nin nasıl daha etkili yapılacağını, öğrencilerin bilgilendirilip, olgunlaştırılırken çatışmaları azaltıp sistemin süresinin nasıl artırılacağını anlatıyor. Öğretme-Öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. İşte bu seminerde öğretmenin söz konusu bağlantıları sağlayabilmesine yarayacak iletişim becerilerini ele alır. Amaç, öğrencilerin büyümesi ve gelişmesidir, fakat birçok öğretmen tarafından kullanılan ve okul idaresi tarafından salık verilen öğretme yöntemleri öğrencilerin bağımlı, gelişmemiş ve çocuksu kalmalarını sağlamaktan ileri gitmez. Seminerde bütün bunların çözümünü bulacaksınız. Ayrıca etkili bir öğretmen olabilmek için neler yapmalı neler yapmamalı sıkıntılarla baş etme yöntemleri yapılan yanlışlıklar. Empati ve etkin dinleme gibi yöntemleri kullanarak başarılı bir öğretmen olma imkanı kazanacağız.
2- ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ İÇİN ETKİLİ BİR MODEL
Öğretmenler okuldaki ve öğrencilerdeki problemlerden dolayı hayal kırıklığına uğrayabilir ya da problemin çözümünde başarısız görülebilir. Yapılan araştırmalara göre, onların başarısız olmadığını, tersine çoğunun öğretmenlik hakkında çok şey bildiği fakat bunu uygulamak için yeterli fırsatları bulamadığını göstermektedir. İyi öğretmen tanımları genelde çok kişi tarafından kabul edilmiş yaygın inançlara dayanır.
Mesela:
İyi öğretmen sakindir, telaşlanmaz, sinirlenmez, soğuk kanlıdır, duygularını göstermez.İyi öğretmen önyargılı ve yanlı değildir, öğrencilere eşit davranır.
İyi öğretmen gerçek duygularını denetler ve öğrencilere göstermez.
etkili öğretmen her öğrenciye eşit davranır.
Öğretmenler birbirlerine destek olur kendi duyguları ve inançlarından etkilenmeden öğrencilere karşı cephe oluştururlar.
İyi öğretmen her şeyden önce tutarlıdır. Değişmez, unutulmaz, hata yapmaz coşkulu ve özgür bir eğitim ortamı oluşturur bu ortamı hep düzenli tutmayı başarır.
İyi öğretmen her sorunun cevabını bilir.
İşte bir öğretmen kendisini bu yaygın inanç modellerine göre değerlendirir ve kendisini başarısız kabul eder. Halbuki öğretmenler iyi ilişkiler kurduklarında rolden role geçmelerine sert davranmalarına, insanüstü ve erdemli kişiliklere bürünmelerine gerek yoktur. Aksi durumlarda en iyi öğretim tekniklerinin bile öğrencilere etki etmediği görülecektir. Sonucunda hep kendini farklı gösterme ikilem ve iç çatışma vardır. Öğrencinin gözünde de konuşması ve davranışı birbirine uyman öğretmenin hiçbir değeri yoktur. EÖE’ de (Seminerimizde) tuzaklardan kurtulup, durum ne olursa olsun gerçek bir kişi olarak davranmayı ve gerçek kendiniz olmanın yöntemini göreceksiniz.
ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCI ARASINDAKI ILIŞKI,
Açıklık: Her davranışta yapmacık değil doğal olma, maske takmama, dürüst olma.
Önemsenmek: Öğrenciye değer verme onu adam yerine koyma, oturup konuşma, ilgi göstererek öğrenciyi dinleme.
Birbirine ihtiyaç duymak: Öğrenci olmasa öğretmenin ne önemi var öğrenciye de öğretmen şarttır.
Birbirinden ayrı olmak:Gerektiğinde herkesin konumunu ve yapacağı işi bilmesi ve saygıda sevgide kusur edilmemesi hissettirilmeyen ince bir çizginin korunması.
İhtiyaçlarını karşılıklı olarak giderebilmek: Anlaşma sağlama karşılıklı gereksinimleri giderme birbirini anlamaya çalışma olumlu cevaplar verme.
Özelliklerini içerirse, iyi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurulmuş demektir.
YENİ BİR MODEL KABUL EDİLEBİLİRLİK
Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde, öğretmenlerin öğrencilerin davranışlarını kabul edip etmemeleri çok önemlidir. Kabul çizgisi değişkendir ve üç sebebi vardır;
Öğretmendeki değişiklikler,
Öğrencideki değişiklikler
Durum ve çevredeki değişiklikler,
Öğrenci davranışların kabul edilebilir ve edilemez davranışlar arasındaki ayrım, ilişkilerde ortaya çıkacak meselelerin, öğretmenler tarafından halledilmesine yardımcı olacaktır. Fakat burada öğretmen-öğrenci ilişkisinde ortaya çıkan sorun kime ait olduğunun çözülmesi gerekir. Öğretmenler kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen, öğrencinin özel sorunları ile; doğrudan ilgilendiren sorunları ayırt etmelidir. Çünkü öğretmen kendisine şu soruları sorabilir;
- Bu davranış benim üzerimde gerçek müşahhas bir etki yapmıyor mu?
- Olumsuz etkilendiğim için mi bu davranışı kabul edemiyorum?
- Yoksa yalnızca öğrencinin değişik davranmasını benim düşündüğüm şekilde hissetmesini istediğim için mi kabul edemiyorum?
3- ÖĞRENCİLERİN SORUNLARI OLDUĞUNDA ÖĞRETMENLER NE YAPABİLİR?
Birçok öğretmenin iki ortak şikayeti vardır; yardımcı olmakta yetersiz kalışları ve yardım için el uzattıklarında geri çevrilmeleri. Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar. Öğretmen, öğrencinin davranışının kabul edilemez olduğu mesajını verir, onun değişmesini, sanki sorunu yokmuş gibi davranmasın ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara bırakmasını ister. Öğretmenin bu yaklaşım diline EÖE’ de “Kabul etmeme dili” denir. Kabul Etmeme Dili = İletişimin On İki Engeli Bunlar öğrencinin öğrenmesini engelleyen sorunları çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletişimi yavaşlatır, engeller ya da bütünüyle yok eder.
Emir vermek yönlendirmek,
Bunu yap, şunu yap, böyle yapman gerekiyor. Bu iletiler öğrencilerin duygularının ihtiyaçlarının önemiz olduğunu anlatır. Öğrenciye...
İçeriğin tamamını görüntülemek için lütfen giriş yapın.
Giriş yap veya üye ol.